Acaba keçi ürünleri mi satıyoruz, yoksa keçi gibi inatçı mıyız? Belki keçileri cok seviyoruzdur, ya da keçilerin sevdiği birşeyler satıyoruzdur... "Neden Keçi" sorusunun cevabı aslında hepsinden biraz ama en çok keçi çobanı Kaldi'nın hikayesinden;

Rivayete göre Kaldi fark eder ki; keçileri bir ağacın meyvesini yedikten sonra neşeli ve zıpır olurlar, geceleri de pek uyumak istemezler. Kaldi bu ağacın meyvelerinden toplayıp, buluşunu paylaşmak için yakında kalan Sufi dervişlere gider. Çekirdeklerin marifetini dinleyen Sufi derviş, ilk başta fikri onaylamaz ve çekirdekleri ateşe atar. Ateşe düşen çekirdekler kavrulmaya başlar ve ortalığa bildiğimiz o kahve aroması yayılır.Yayılan aroma Kaldi'ye ve dervişe ilham verir ve çekirdeklerden güzel bir içecek hazırlamak için işe koyulurlar. Kavrulmuş çekirdekler öğütülür ve özlerini bırakmaları için suda kaynatılır. Bizim bildiğimiz haliyle kahve böyle doğar.
Sufi, kahvenin uzun gece ayinlerinde onu uyanık ve zinde tuttuğunu fark eder. Tekkedeki diğer dervişler de bu yeni içeceği sever ve çok geçmeden kahve Yemen ve Arabistan'a yayılır. Daha sonra kahve kendini Istanbul'a da sevdirir ve Avrupa'ya ordan da tüm Dünya'ya yol alır. Son durak neresi mi?

                                                                                        Urla Keçi Cafe!